[image: BXV2oLf.png]
Magnacarta'nın Hikâyesi
Magnacarta, gençliğini Yew'in kuzeyindeki kereste atölyelerinde geçirmiş, ahşabı altına dönüştürmenin yollarını arayan hırslı bir zanaatkârdı. Daha çocuk yaşlarda marangozlukla tanışmış, zamanla Bowcraft ve Carpentry sanatlarında ustalaşmıştı. Sosaria'nın en iyi yaylarını, sağlam arbaletlerini ve gösterişli mobilyalarını üretmesine rağmen hiçbir zaman yalnızca iyi bir usta olmakla yetinmedi. Onun asıl tutkusu ticaretti. Ormanlardan ucuza topladığı keresteleri işleyerek değerli ürünlere dönüştürüyor, savaşçılara silah, soylulara mobilya satıyordu. Zamanla Yew pazarlarında adı duyulmaya başladı. Ancak Magnacarta'nın bir sözü vardı: "Bir ağacı kesen oduncu olur, o ağaçtan servet kazanan ise tüccar."
Bir gün Eternia'da yeni yerleşimlerin kurulduğunu, savaşçıların kaliteli yaylara ihtiyaç duyduğunu ve zengin maceracıların konaklarını döşemek için servet harcadığını öğrendi. Bu haber Magnacarta için yeni bir hayatın değil, büyük bir ticaret imparatorluğunun başlangıcıydı. Elindeki bütün altını kereste ve üretim malzemelerine yatırarak Eternia'ya doğru yola çıktı. Burada yolu Forsaken ile kesişti. Loncanın güçlü savaşçıları ve geniş ticaret bağlantıları sayesinde aradığı fırsatı bulmuştu. Kısa sürede Forsaken'ın yay ve marangozluk ihtiyaçlarını karşılayan önemli isimlerden biri haline geldi. Bugün Magnacarta'nın atölyesinde üretilen yaylar savaş meydanlarında kullanılırken, mobilyaları Eternia'nın en gösterişli evlerini süslüyor. Ancak onun gözü hâlâ daha büyük bir servette. Çünkü Magnacarta, Eternia'ya kahraman olmaya değil, Sosaria'nın en zengin zanaatkârlarından biri olmaya gelmişti.